|
Dünya Finali
Yaklaşık 19 bin kişinin izlediği şampiyonluk maçının ardından Almanlar şampiyonluklarını coşkulu şekilde kutladılar. Yollara dökülen hentbol severler sokakları Şampiyon Almanya sözleriyle inlettiler.Köln Arena'da 19 bin seyircinin izlediği final maçı 146 ülkede naklen yayınlandı.Köln Arena'ya giriş biletlerinin kapış kapışa gittiği, fiyatları 35 ile 136 Euro arasındaki biletlerin ise karaborsada 1000 Euro'ya alıcı bulduğu bildirildi.Şampiyon Almanya, milli oyuncularına şampiyonluk primi olarak 15 biner Euro vereceği bildirildi.Büyük tezahüratlar eşliğinde kutlama alanına gelen milli hentbolculara sevgi gösterisinde bulunan kalabalık başarılı sporcuları ayakta alkışladı. Sabaha kadar süren kutlamalarda coşku hiç eksik olmadı.(Ajansspor)Almanya-Polanya dünya final maçını ZDF'den izlerken gerçekten o atmosferin içinde ki Alman oyunculardan herhangi biri olmayı nasıl istedim anlatamam.Maçı ve atmosferi kedinin ciğere baktığı gibi izlerken geçen hafta yazdığım teknik başlıklı yazımı anımsadım.O yazıyı yazarken aman kimseyi kırmayayım, aman kimse alınmasın diye sıradan bir ortacı gibi davrandığımı düşünürken, Almanlar 19 bin seyircinin önünde dünya finali oynuyorlardı. Evlat atış kolunu biraz daha yukarı kaldır dediğimde ,ama hocam kolumun 90 derece olması gerektiğini söylüyor!! Diyen sporcular, bunları söyleyen antrenörler ortadayken, ben aman hocalar teknik özellikleri çalışmalarda öne çıkaralım diye ahkâm keserken, adamların Cumhurbaşkanı 8 bin euro'luk şampiyonluk kupasını gururla kendi takımına veriyordu.Gerçekte baktığımızda ülke spor kültürüne maalesef hentbolu daha yerleştiremediğimizi, 80 li ve 90 lı yıllarda yakalanan rüzgârda doğru yöne yelkenleri çeviremediğimizi, bu sebeple voleybol ve basketbol'a mevcut mevziileri terk ettiğimizi bir kez daha düşündüm.Federasyon özerk olmuş olabilir, mutlaka faydası olacaktır, ki bende özerklikten yanayım. Ülkemizde büyük bir şampiyona organizasyonu yapılması ve o ortamda milli takımlarımız ciddi bir başarı elde etmesi gerektiğini düşünmekteyim. Ancak böyle bir başarıdan sonra sponsorlar, aileler ve kulüpler hentbola ilgi duymaya başlarlar.Bu mevzuuyla ilgili daha çok fikirler üretilebilir, paneller, sempozyumlar düzenlenebilir, sabaha kadar da konuşulabilir ama unutmamak gerekir ki daha bunları konuşma, planlama, şikâyet, dedikodu ve çekişme ortamındayken Almanlar 19 bin kişiyle dünya finali kazanıyorlardı…Nerden aklıma geldiyse bunları düşünürken, dilime bir şarkı dolandı.Geçti dost kervanı..eyleme beni.Hentbol dolu günler dilerim,esen kalın.
Ümraniye Sapığı Yakalandı
Son yıllarda emniyet kuvvetleri tarafından aranan Ümraniye sapığı sonunda Ankara da yakalandı.Uzun zamandır peşinde oldukları sapığın, hentbol federasyonuna girdiğini tespit eden emniyet kuvvetleri, gerekli tertibatı alarak federasyon başkanlığı odasından çıktığı an yakalanan sapığı sorgulanmak üzere merkeze götürdü….
Bu köşeden, pazardan pazara yazdığım yazılar sitemizden alıntılar da dâhil olmak üzere hafta da yaklaşık 1000 kez tıklanıyor. Yukarda yazdığım şişirme haberi olduğu gibi yazsam ve sadece ben yazdığım için kaç kişinin inanacağını bir tahmin edin. Bir de hentbol federasyonunun resmi sitesini günde kaç kişi ziyaret ediyordur bir düşünün. Hentbol federasyonunun resmi sitesi de tarafsız ve doğru hentbol haberleri vermekle yükümlüdür.
Herkesin bildiği gibi Mahmut Bayram mevcut kişiden daha önce adaylığını hentbol federasyonuna başvurarak ilan etti. Resmi siteden bu adaylıkla ilgili herhangi bir haber yayımlanmadı.
Bilindiği üzere, malum kişi için aynı durum geçerli olmadı. Resimli bir ilanla duyuruldu hazretin ilanı.
Ayrıca bazı kulüpleri ve tüm delegelerini kendilerini destekliyormuş gibi gösterip, bu haberler doğruymuş gibi resmi sitede deklare ediyorlar. En azından ben bu delegelerin tamamının buna katılmadığını biliyorum. Doğru yanlış bu haberlerin resmi bir sitede tek taraflı yayınlanmasına karşıyım. Etik değil bu tür davranışlar. Ama malum kişinin icraatlarına bakınca, kimden etik bir değerlendirme istiyorum ki ben breh breh
Çek Cumhuriyeti'nde harika maçlar çıkartan kızlarımızla ilgili haberlerde de, sanki bir kısım hentbol sever bu başarılardan rahatsız oluyormuş gibi izlenim içeren yorumlar yazılıyor. Böyle bir hisse kapılmak ya da bunu seçim malzemesi olarak kullanmaya kalkan cahillere de bir çift lafım olacak. Hentbol milli takımlarının herhangi bir başarısını çekemeyecek insanların bundan sonra ki dönemde ister siz olun ister olmayın zaten camiamızda yeri olmayacaktır.
Buradan resmi siteyi organize eden kumandalı arkadaşa sesleniyorum, en azından seçim aşamasında eşit olmaya çalışın ya da çıkın biz resmi site değil malum kişinin borazanıyız deyiverin bitsin gitsin
Aklıma gelmişken, benim de bir delege olarak bu seçimlerde sayın Mahmut Bayram'ı desteklediğimi deklare etmemi resmi olan sitenizde yayınlarsanız o zaman başka bir yazımda da tarafsız olduğunuzu yazacağım söz.. Ümraniye sapığının da ismini vermediğimi fark etmişsinizdir. Bu da benim resmi siteye bir kıyağım olsun artık.. İnsanlık ölmedi ya
Hentbol dolu günler dilerim.. Esen kalın
SEÇİM 3
Hentbol federasyonumuzun resmi olması gereken sitesinde kamuoyuna taraflı bir açıklama yapıldı.Yazıyı okuduğum anda suratımda şapsal bir gülümseme oluştu. Bu açıklamaya en güzel yorumu Fırat çağlayan yapmış.Sayın çağlayan her kimseniz sizi tebrik ediyorum. Çağlayanın yorumunu okuduğumda, düşüncelerime tercüman olmuş dedim.Açıklamada belirtildiği gibi bir elin sayısını geçmeyen insanların içinde camiayı kaos ortamına sürükleyenlerden biri olarak kendimi gördüğümü belirtmek isterim.
Milletvekili olma kriterlerini tabiî ki eski bir parlamenter kadar iyi bilmemiz mümkün değildir, bizlerin bu bilgisi çevremizden ya da basından bildiğimiz kadar.
Yani herkesin eşit şartlar altında aday olabildiğidir. Ayrıca hentbol federasyonu bir meslek kuruluşu mudur? Çoğumuzun hentbolun yanı sıra başka işleri olduğu ve farklı okullardan mezun olduğumuz gerçek değil mi?
Denildiği gibi eksik bilgilerimizi bu dönemde düzeltiyor ve şaşkınlıkla öğreniyoruz. Mesela hentbol seçimi çalışmalarında, üstatlar, teşkilatlar, localar, belediye reisleri, siyasi parti danışmanlıklarının ne kadar aktif devreye girmesini gerektiğini de bu dönemde öğreniyoruz çok şükür.
Mahmut Bayram’ın adaylığının engellenmesi için konan madde de genel kurul üyesi olması konusu vardır.
Mahmut beyi kendi kulüplerinden aday göstermek isteyen tam 11 kulübün olduğunu, başkan adayının ise başta Muzaffer Eryılmaz’a olmak üzere; 12 yıl boyunca başkanlığını yaptığı Çankaya Belediyesi Spor Kulübü’nden başka bir kulüpten üye olmasının etik olmadığını söylemiştir.
Yani duvara toslanmamıştır.!! Böyle onurlu ve ilkeli bir duruşun karşısında resmi açıklamada nasıl da hülle yapılması salık veriliyor inanılmaz.
Yani herhangi bir kulüpten aday olmanız durumunda adaylık kabul edilir deniyor. Resmi ağız biz sizi biliyoruz ama bu işin hilesi bu diye yol gösteriyor.. breh breh..
Delegelerin aşağılanması konusu yazılanların nasıl demagojiye uğratıldığını, ya da nasıl popülist bir yaklaşımla anlaşıldığını gösteriyor.
Delegeler aslında, bu iş tamam, şu şu kulüplerin delegeleri ayarlandı, delegelere gerekli talimatlar verildi, bize oy vermeleri sağlandı, sözleriyle bence daha fazla aşağılanmış ve aşağılanmaktadır.
Birkaç kelimede camiada ki dostlarımıza;
Mahmut beyin adaylığının engellenmesi Mahmut beye çok şeyler kaybettirmez. Hentbol camiasının geleceğine kara bir demokrasi ayıbı olarak yapışır kalır.
Değerli dostlarım, Mahmut bey aday olur, olmaz bekleyip göreceğiz, her kim aday olursa olsun bu negatif durumdan kurtulmak yine biz hentbol camiasına kalıyor.
Tüm camia olarak sessiz kalmayalım bu durumda. Yüz yüze konuşulanları, kimseden çekinmeden camiayla paylaşalım. Demokratik tepki hakkımızı kullanalım.
Cesaret. Oy verme hakkımı kazandığım günden itibaren her türlü seçimde, hiçbir kimsenin ve görüşün etkisinde kalmadan, vicdanımın sesini dinleyerek ve inandığım doğrultuda oyumu kullandım.
Oy namustur. Namusunuzu, hür iradenizi ve aklınızı başkaları veya başkasının iradesine bırakır mısınız?.
Ben en azından oğluma ilerde ki yıllarda, seçimlerde delege olduğumu, tamamen hür irademle inandığım adaya oy verdiğimi söyleyebileceğim.
Nihayetinde, kimse oyuma ipotek koyamadı diyeceğim..
Hentbol dolu günler dilerim..
Esen kalın..
SEÇİM
Seçimlerin gündemin en başına yerleştiği son günlerde, kişisel olarak pek keyif aldığımı belirtmek isterim. Hentbol federasyonu seçimleri başladığı tarihten itibaren, seçimlerde inandığım doğrultuda hep aktif roller aldım. İnanın seçimler benim için demokratik bir ortam sağlandığında, gerçekten içinde bulunulmasından keyif aldığımı söyleyebilirim.
Seçim ortamında tarafsız kalmak da bir yaklaşımdır. Eğer siyasi, sportif, duygusal baskılar sizi etkilemiyor ve hür iradenizle taraf oluyorsanız ve inandığınızın doğru olduğunu iddia ediyorsanız, seçim ortamları gerçekten keyif verici olabiliyor.
Seçilmek isteyen adaylar (bu seçimler sportif ortamda spor ahlakına uygun şartlarda olmalıdır), sporcularda olması gereken fair-play ruhu, sporcu erdemliliğine sahip olmalıdırlar. Sportif federasyon seçimlerinde esas olan kazanmak mıdır, yoksa branşa gerçekten hizmet etmek midir? Bu sorunun cevabı sizin seçimlerde legal ya da illegal yollara yönlenmenizde düstur olacaktır.
Olası bir seçim kaybedilmesi durumunda bir daha salonlara gelemeyecek bir kişilik yapısına mı sahipsiniz, yoksa seçilen tarafı tebrik edip branşa farklı kulvarda hizmet edebilecek bir kişilik misiniz? Bu sorulara vereceğiniz dürüst cevaplar, sizin camiaya başkanlık yapıp yapamayacağınız konusunda yol gösterici olacaktır.
Genel anlamda camiayı oluşturan emekçilerin sizi desteklemeleri mi, yoksa has bel kader oy kullanma erkine sahip insanların adayı olmak mı sizi tatmin edecektir? Eğer böyle bir oluşuma bel bağlıyorsanız, şunu hatırlamanız gerekir, hentbol camiası hiçbir zaman bu tarz baskıları sempatik karşılamamış ve karşısında olmuştur. En azından girdiğimiz tüm seçimlerde böyle gözlemlenmiştir.
Başkan adayı olmak isterken başka bir hentbol gönüllüsünün de aday olabileceğini hazmetmek, eşit şartlar altında mücadeleden kaçmamak, eğer gerçekten başkanlığı hak ettiğinize inanıyorsanız, sizin için bir zevk olacaktır.
Eğer karşınıza çıkan adayı branş bilgisiyle, sportif geçmişiyle, başkanlık karizmasının olup olmamasıyla, iyi hizmet verip veremeyeceği konusunda eleştiremiyor, etrafındaki dostlarını gerçekte olmayan sıfatlarla itham ediyorsanız, sosyal, siyasi konumundan dolayı eleştiriyorsanız, siz zaten sportif bir ortamda yarışmayı hem hazmedemez, hem de hak edemezsiniz.
Gerçek erdemlilik , camianın, zorlama ,tehdit ve sportif rüşvetler vermeden seçim ortamında hür iradesi ve branşın çıkarları doğrultusunda, vicdanının sesini dinleyerek vereceği oylara saygı duymaktır. Binlerce yıl önce gladyatörler bile belden aşağı vurmazlarmış... Hatırlatması….
Hentbol dolu günler dilerim.. Esen kalın..
Yrd.Dç. Serdar ELER
kaynak. Sporyolu
Ee ne oldu şimdi!
Bu sütunlarda iki hafta önce yeni nesil başlıklı yazımı okumuşsunuzdur.Ne demişiz orda?hentbolun asıl meselesi yeni bir neslin bulunması ve başarılı olması,bu kuşağın en iyi şartlar altında eğitilmesi vs. vs..diye bahsetmişiz. Benden hentbol dersi alan bir öğrencim kendini bana tanıtıp, basketbol antrenörlüğü yaptığından bahsedip, en iyi elemanlarının eski milli hentbolcuların çocuklarından oluştuğunu söyledi. Asıl mesele bu bence, kendi çocuklarımıza cazip gelmeyen bir branş halindeyiz ve başka insanların çocuklarının neden hentbola ilgi göstermedikleri ve seçmedikleri konusunda şikayetçiyiz. Bu kendi içinde bir paradokstur. Hentbol camiasında en kolay uygulanan ve bence kaçak güreşmenin temelini oluşturan, her başarısız ve beklenmedik sonuçtan sonra milli takımlarda GENÇLEŞTİRME operasyonları yapılmıştır. Çünkü en kolay çıkış ve zaman kazanma metodudur bu sistem. Süreklilik arz ettiğine göre, tam terside peşi sıra uygulanıyor demektir. Yani YAŞLILANDIRMA(buna aramızda, ağabeylerin tecrübesinden yararlanmada diyoruz) metodu da uygulamada karşımıza çıkmaktadır. Milli takımlarda görev aldığım dönemler içinde bu sistemlerin etkisini de biz zat yaşadım.(uzaklaştırılma- geri çağrılma) Ben daima oynadığım,oynamadığım her dönemde hak edenin milli takımlarda oynamasından yana olmuşumdur. A Milli takımlar hiçbir zaman oyuncu kazanma yeri olmamalıdır. Oyuncular milli takımlara kulüplerinde ki performansları nedeniyle çağrılmalıdırlar. Yaşları ne olursa olsun.Bazı durumları bunun dışında tutarım her zaman. Eğer milli takım Dünya, Olimpiyat, Avrupa, Akdeniz vb. büyük organizasyonlara katılmayı garanti eder ve hedef kapsamında, o şampiyona da oynatmayı planladığı bir jenerasyonu hazırlamak için bu tür yenilemeye gidebilir(.Yunanistan'ın olimpiyatlara dört yıl önce hazırlanması). Bizim gibi ülkeler önce bu tür turnuvalara gitmeyi garanti edebilecek kadrolarla müsabakalara hazırlanmalı ve ilk etap da büyük bir organizasyona katılma hakkını kazanmalıdır. Ondan sonra ki eğer yıllar varsa hedeflenen turnuvada oynayabilecek yaşlardaki oyuncuları milli takıma monte etmelidir. Geçen yıl tam bu zamanlar ,Savevski ani bir gençleştirmeye gitmişti ki , bu konuda fikrimi soran gazeteci arkadaşlara, aynen bunları söylediğimde, eyy Serdar Eler sen milli takım kaptanı olarak çıktığın Belçika maçını kaybettik ama daha erken dediğin bu evlatlar bu takımı yendi , diye gazetelerde eleştiriye uğramıştım . Cevap vermemiştim ama benim 494 kez çıktığım milli maçlar içinde Belarus milli takımı gibi kötü bir takımdan da kendi sahamızda fark yememiştik ya ..neyse.. Federasyonda geçen yıldan bu yana değişiklik olmadı, son kadro ilan edilmiş durumda, sorumlu hocalar kendilerine göre takımlarında en faydalı olarak gördükleri oyuncuları yaşlarına bakmadan kadroya çağırmışlar. Gönülden başarılar diliyorum, her zaman olduğu gibi milli takımımızın sonuna kadar yanındayım. Kurulan bu ekipde Savevskinin kadrosunda olan birçok evlat yok. Ya bu evlatlar Savevski ile birlikte Makedonya ya gittiler, ya da, ee ne oldu şimdi diyorsak, o zaman ne diye kızdılar geçen sene. Hentbol dolu günler dilerim..esen kalın..
Yeni nesil hentbolcular!
1986 Yılında Konya YSE takımının 1. Lige alınmasıyla, o zaman Hortaş Yenişehir'in genç takımını oluşturan bizler takım halinde buraya geçmiştik.1. Ligde oynayacak takımın en yaşlısı şu an Polis Akademisi Takımı'nın antrenörü Sayın Sezgin Kaymaz; o da 23 yaşındaydı o zamanlar. Babam benim ile ilgili kaygılarını o zamanki antrenörümüz Rüştü Şahin!e açtığında, hocamız tecrübe kazanımı için güzel bir ortamın olduğunu, ligdeki büyüklere karşı oynamanın çok önemli kazançlar sağlayacağını belirtmişti.O sezonun sonunda 19 yaş ortalamalı takımımız GSGM kupasını da alarak hentbol tarihinde unutulmaz bir başarıya imza atmıştı.Sözünü ettiğimiz sezonda çeşitli kulüplerde oynayan 1967-70 ve daha sonraki 72 kuşağını da sayarsak 1990'dan itibaren özellikle de Alexandr Rezanov dönemiyle başlayan 2005 yılının Ocak ayına kadar süren uzun bir A Milli Takımı performansı sergileyen bir kuşak hentbole kazandırılmış ve bu yetenekler senelerce hentbole hizmet etmişlerdi. Bazıları halen oyuncu olarak da katkılarını sürdürmektedir.Hentbol camiasının arzu edilen seviyenin altında bir yer işgal ettiği en çok konuşulan mevzuların başını çekmektedir. Bu konuya etken olduğunu iddia edebileceğimiz birçok olguyu sıralayabiliriz.Bence en önemli konu yukarıda bahsettiğim, hentbolün son 15 yılına damgasını vuran bir nesil gibi yeni bir kuşağın oluşumunu gerçekleştirememektir.Hentbol müsabakalarına gelmesini istediğimiz, oluşmasını arzu ettiğimiz kamuoyu, oyuncuları seyretmeye gelmektedir ilk etapta. Bunu hiçbir zaman göz ardı etmemek gerekir.Kulüpler ve Milli takımlarda kazanılacak sportif başarılar kendiliğinden bir hentbol kamuoyu oluşturacaktır. Bu tür getiriler; uzun süreli planlama,sağlıklı kulüpleşme, başarılı federasyon ve alt yapıya verilen önemlerle kazanılmakla beraber, birbirine uyumlu uzun yıllar birlikte oynayabilecek yetenekli oyuncuların sistemin içine çekilmesi, eğitilmesi ve yeni bir neslin oluşturulmasıyla da elde edilebilecektir.Gelecekteki ilk özerk seçimden sonra yeni seçilecek federasyonun önünde en önemli meselelerden biri olarak, özellikle erkeklerde yeni ve uzun süreli
bir neslin seçilmesi, bu gurubun iyi imkânlarla çok sayıda uluslar arası müsabaka yapması ve en önemlisi bu gruba uzun vadede hedefler gösterilmesi gelmektedir.Ayrıca aralıksız olarak son 20 sezondur 1.Lig de birlikte hentbol oynadığım sevgili arkadaşım, bugüne kadarki en iyi sol kanat oyuncusu Cengiz Hatırnaz'ı ve müsaadenizle kendimi de bu uzun nefesli başarılı spor hayatından dolayı tebrik ediyorum. Umarım hentbolümüz önümüzdeki dönemlerde yeni Cengiz'leri seyretme şansına sahip olur.Bu tür planlamaları hayata geçirmek, profesyonel insanlarla çalışmak, alt yapılara ve Milli takımlara, hakemlere, gözlemcilere uygun şartlar sağlamak,özerkliğini kazanmış, kendi bütçesini organize edebilen, branşı bir ürün
anlamında pazarlayabilen, basınla başarılı diyaloglar kurabilen federasyonun kolayca altından kalkabileceği bir uğraş olacaktır. Hentbol dolu günler dilerim. Esen kalın
Serdar Eler'in Yazıları İçin Tıklayınız..
Naşir'in İtikati Kayboldu
Yazı yazmak, düşünceleri kâğıda dökmek profesyonel bir eğitimi gerektirmektese de benim tarafımdan bakılığında, duygu ve fikirleri, bilimsel konuları, eleştirileri sizlerle paylaşabildiğim bir hobi olarak nitelendirilebilir.
Ayrıca yine benim açımdan yaklaşıldığında; YÖK kanununun 2547. maddesi 12. bendine göre üniversite öğretim üyesi olarak, kendi uzmanlık alanımda, toplumu bilgilendirmek, makale yazmak, eleştiri yapmak, basına demeç vermek, röportajlara katılmak ve bilumum benzer faaliyetlerde bulunmak benim asli görevlerimden sayılmaktadır.
Hentbol camiasının bir ferdi olmakla birlikte, güzide bir kulübümüzün çalıştırıcısı kimliğim ve en son üniversite milli takımımızın yardımcı antrenörü olmama karşın, ben sizlere ulaşan yazılarımı Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek okulu Antrenörlük Eğitim Bölümü öğretim üyesi sıfatıyla yazmaktayım.
Camiamızda en çok yakınılan konuların başını medyada yer almamak çeker. Şöyle bir düşündüğümüzde hentbol ile ilgili yazan yazar sayısı bir elin parmaklarını kuvvetle muhtemel geçmez.
Yazı yazanların da başına ne gibi sıkıntılar geliyor camia olarak bilgi sahibiyiz;başta ben olmak üzere!!
Spor yolunda yazılar yazmaya başlayıp, dersaadetin nezareti Celilelerine dokunan yazılar mevzu bahis olunca, futbol yorumcularının bir tanesinin hentbolda herhangi bir nedenden dolayı yorum yazması ya da televizyonlarda eleştirilerde bulunması durumunda korkarım ki o kişi aleyhinde Kızılay da büyük bir tel'in mitingi falan düzenlenirdi diye düşünmekten kendimi alamadım.
Fikirlerini ve insanlığını çok sevdiğim bir dostum, serdar yazı yazmak zorunda mısın, bırak kardeşin ne güzel yazılar yazıyor, sen antrenörlüğüne bak dedi. Geçen gün, benzer tepkileri çevremden birkaç kişiden, yine beni korumak için söylediklerini belirterek aldım.
Sizleri bilmem ama ben hentbol camiasında kendimi hiçbir zaman sadece oyuncu yada antrenör olarak görmedim. Görmem de. Doğru ya da yanlış her zaman hentbol hakkında fikirlerimi camia ile paylaşmış, fikir üretme çabasında olmuş, gerektiğinde taşın altına elini sokmuş, inandığı mevzularda hentbol adına her türlü mücadeleyi vermiş ve verecek olan bir hentbol adamı olarak kendimi ifade etmekteyim.
Son günlerde yazının başlığında ki eski Türkçe cümlenin anlamını, yani yazar motivasyonunu kaybetti duygularını az da olsa yaşadım. Fakat sporculuğumda ne bir idmanı, ne bir maçı terk ettim. Yine aynı motivasyon ve çalışma azmiyle yazılarıma devam edeceğim.
İlerleyen zamanla birlikte, camia olarak bizlerde çok yönlü görüş açısına, eleştirme - eleştirilmeye, karşıt fikirlere saygı ve tolerans gösterme olgunluğuna sahip olmalıyız diye düşünüyorum. Hentbol dolu günler dilerim.. Esen kalın..
ÖZELEŞTRİ
Sayın Serdar Eler, ben şuan Tarık Cengiz'in saflarında bulunan..diye başlayan bir yorumu okuduğum an kafamda şimşekler çattı.
Sevgili hentbol ailesi, son günlerde benim bu köşelerden yazdığım yazılar nedeni ile belli sıkıntılar yaşadığımı, çalıştırıcısı olduğum kulübümün zarar gördüğü, sporcularımın emeklerinin harcandığı konuları hepinizce malum. Camiayı bu sorunlarla meşgul ettiğimi, zaten bölünmüşlüğün başını alıp gittiği bir ortamda uçurumları keskinleştirdiğimi maalesef yukarda bahsettiğim dostumun SAFINDA kelimesi ile fark ettim.
Nedense safında olmak kelimesi bende birbirine düşman iki orduyu çağrıştırdı. Düşündüm ben kimsenin safında değilim. Serdar eler olarak fikirlerimi eleştirilerimi hür iradem ile sizlerle paylaşıyorum. Fakat saflara ayrılıyoruz. Bu benim hentbol rüyama uygun değil arkadaşlar.
Seçimler yapılmaya başladığı tarihten itibaren ki o dönemlerde milli takımlarda oynayan bir sporcuydum, her dönem branşımızın daha iyiye gitmesi, daha iyi yönetilmesi ve hak ettiği noktaya ulaşabilmesi için başarılı olacağını düşündüğüm adayları açıktan, mertçe, korkmadan adımı ortaya koyarak destekledim. Bundan dolayı da onur duymaktayım. Her zaman da duruşum böyle olacaktır.
Malumunuz olduğu gibi son seçimlerde kendisinin güçlü ve çoğunluk tarafından desteklenebileceği bir kadro kurduğuna inandığım mevcut başkanı destekledim. Bu kararımdan kesinlikle pişman olmadım, çünkü o an bu oluşuma yürekten inanmıştım. Gerçeği söylemek gerekirse çalıştırılabilseydi başarılı da olabileceğine halen inanmaktayım. Çünkü lider sultası olmadan demokratik bir sistemde herkesin sorumluluk alabileceği bir sistem içinde olduğumuzu düşünerek bu oluşuma destek vermiştim.
Son seçimlerde üzüldüğüm tek bir konu vardır. O da eski federasyon başkanımız Sayın Serhat Bilgi ile aramın bozulmasıdır. Bu benim olmasını istemediğim bir konu ve üzüntümdür.
Kan davası gibi bir olayın içinde gibiyiz. Kendime de kızıyorum. Söylediklerim, yazdıklarım, eleştirilerim farkında olmadan kargaşa ortamını sevenlerin işine gelmeye başladı. Liglerde takımlar çekilirken, uluslar arası arenada adımız anılmazken, okul müsabakaları için takım bulunmazken, medyada yer almazken, bir baktım ki benim gaza gelmem ve etrafımda dönenler camianın dikkatini başka mecralara yönlendiriyor.
Değerli hentbol ailesi, kişisel olarak benim kimseyle uğraşmam, küs olmam ya da ayrı SAFLAR da olmam hentbol sevgim ve bu camiadan kazandıklarım bakımından imkânsızdır açıkçası.
Mevcut federasyonda, geçmiş federasyonlarda yönetim kurulu üyesi, antrenör, hakem, gözlemci olarak görev alan, isimlerini burada yazamayacağım tonla hentbol emekçisi dostumun hangisini kutuplara ayrılmış saf tutarken görmek beni memnun edebilir.
Yukarıda yazdıklarımdan şu ana kadar savunduğum, eleştirdiğim, desteklediğim ve inandığım fikirlerimden sapma olduğu lütfen çıkartılmasın. Söylevlerim ve yazdıklarımın sonuna kadar arkasındayım.Lakin sizlerde şahit oluyorsunuz ki, içinde bulunduğumuz camiada ki erk sahipleri bu sistemde eleştiriyi ve eleştirilmeyi olgunlukla karşılayabilecek durumda maalesef değiller. Ya bendensin ya da düşmansın. Sistem böyle işliyor..
Değerli hentbol ailesi, farkına geç varmakla birlikte; böyle bir ortamın oluşturduğu ve ismimin etrafında hiç olmasını istemediğim kavga, kargaşa ortamına gözlemcilik etmenizden dolayı beni affetmenizi diliyorum..
Bundan sonra ki yazılarımda, kötü niyetli kişilerin benim yazdıklarımdan dolayı sizleri meşgul etmesi, çevremi, sevdiklerimi rahatsız etmesini ve saflara ayrılmaya zorlamasını sağlayacak hiçbir konuyu okumayacaksınız. En azından ben buna alet olmayacağım.Hentbol dolu günler dilerim.. Esen kalın..
|
|
|
|
|
|
|
Ziyaretçi Sayacı
GELECEK
Ülkemizde yaşayan insanların birçoğu Avrupa topluluğuna hiçbir zaman giremeyeceğimizi düşünmektedir.Nüfusunu büyük çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu bir ülkede, geleceğe ait belirsizlik, hedeflerin doğru tespit edilmemesi, birçok gencin gelecekle ilgili motivasyonunu negatif yönde etkilemektedir.Hentbolda da benzeri sıkıntıları yaşadığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. İster süper lig de ister birinci lig de hentbol oynayan genç kardeşlerimizin önlerinde rasyonel anlamda koyulabilmiş hedefler olmadığını görmekteyiz. Her sezon başlangıcında acaba sezon sonunda takım devam edecek mi kaygısı, eğer bu hafta yenilirsek maaşları alabilir miyiz sıkıntısı, ülke hentbolunun dışında hentbol oynayamayacaklarına olan kat i inanç genç hentbolcuların motivasyonlarını ve hentbol kalitelerini olumsuz yönde etkilemektedir.Kulüpleşmede halen müstakil hentbol kulüpleri olan takımlar değil birçok branşı bünyesinde barındıran belediyeler ve devlet kuruluşları marifetiyle hentbol oynanmaktadır.Hentbolu topluma mal etmek, ihtisaslaşmak ve hentbol aracılığıyla reklâmlarını yapmak isteyen kulüplerin olmayışı da geleceğe sarih bir şekilde bakmamızı fuluğlaştırıyor.Ülke hentbolu ve teknik anlamda onu yönetenlerin günümüzde temel hedefi gelecek vaat eden gençleri federasyon ya da özel menajerlik sistemleri aracılığıyla yurt dışına göndermek ve bu gençlerin hentbol yaşantılarını buralarda sürdürmelerini sağlamaktır.Buna destek olacak şekilde;Son yıllarda yurt dışında oynayan bayan sporcularımızda ki artış önümüzdeki aylarda oynayacağımız İspanya milli maçında başarılı sonuç alacağımız yönünde ümitlenmemizi sağlıyor.Gelecekte uluslar arası arenada başarıyla milli takımlarımızın mücadele etmesini arzuluyorsak, gençlere doğru hedefler göstermemiz gerekir. Bu sistemde ve bu kulüpleşme şartlarında, yakın gelecekte ülke hentbolunun bekası yurt dışında oynayacak oyuncularımızın sayısıyla doğru orantılı olacaktır.Uzun yıllar boyunca ülkelerinde ki kulüpleşmenin ve ekonomik şartların elverişli olmaması yüzünden yurt dışında hentbol oynayan oyuncuların elde ettikleri deneyim, ülkelerinin milli maçlarında kendini yıllar boyu göstermiştir.(örnek; Sırbistan, Hırvatistan, Makedonya, Romanya, Rusya, Polonya vb.)Tabi ki bu sistemin hayata geçmesinin temelinde, alt yapı antrenörlerinin ve menajerlik sisteminin doğru tespit edilmiş ve hedefe yönelik planlamalar ile çalışması yatmaktadır. Bu konuyu ayrı bir yazıyla ilerde ki günlerde sizlerle paylaşacağım.Hentbol dolu günler dilerim…Esen kalın..Serdar ELER
VE BEKLENEN OLDU
Keyfim yok, oyuncağı elinden alınmış çocuk gibiyim. Canım yazı yazmak istemiyor.
Son bir haftadır kulislerde konuşulan, Serdar Eler'in ayağının kaydırılacağı haberi gerçek oldu.Çalıştırıcısı ve oyuncusu olduğum İl Özel İdare hentbol takımından, mevcut federasyon başkanını desteklemediğim için, bahse konu malum kişinin baskıları sonucunda, başkan vekili Şirin Türkmen hariç, İl Özel İdare genel sekreteri ve yönetim kurulunun, seçmenlerin iradesiyle seçilmiş bağımsız üyelerinin isteği ile ayrılmış bulunmaktayım.
İnandığım dava uğruna görevden alınmayı bir onur ve şeref sayarım.
Yeryüzünde yalnız benim serseri
Yeryüzünde yalnız ben derbederim
Herkesin dünyada varsa yeri,
Ben de bütün dünya benimdir derim.
Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,
Aradım bir ömür, arkadaşımı.
Ölsem dikilecek yok mezar taşımı,
Halime ben bile hayret ederim.
Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;
Ne kendisine yar, ne kimseye yar,
Bir DAVA uğrunda ben diyar diyar,
Gölgemin peşinden yürür giderim
(N.F.K)
Hentbol dolu günler dilerim.. Esen kalın..
Plaj Hentbolu
Dünya şampiyonasında ikinci olma başarısını gösteren plaj milli takımımızı gönülden kutluyorum. Ülkemizin içinde bulunduğu coğrafi konumda gelişmeye en müsait branşlardan biri olan plaj hentbolu, her zaman ülkemizi ve hentbolumuzu yurt dışında en iyi temsil edebileceğimiz sportif bir açılım sunabilir.Bir çok ülke son yıllarda plaj hentbolunun,salon hentbolunun da bir reklamı olduğunu, plaj voleybolundan sıkılan spor kamuoyunun farklı bir branşa yönelme isteğini fark etmiştir.Plaj hentbolune yönelen ülkelere bakıp, sistemlerini incelediğimizde, plaj hentbolu birimlerini salon hentbolunden ayırdıklarını, plajın kendine has teknik taktik beceriler içerdiğini, bu nedenle salon hentbolu ve plaj hentbolunun ayrı teknik ve hakem komiteleri tarafından yönlendirildiğini görmekteyiz.
Plaj hentbolu organizasyonlarının salona göre, sponsor ve tesis bulmada daha avantajlı olması kaçınılmaz. Hentbolun tanıtımı açısından ve ülkemizin bu konuda ki coğrafi konumu nedeniyle birçok ülkeden bu anlamda şanslı olduğumuzu düşünebilir ve bunu branşımızın lehine çevirebiliriz.Yalnız unutulmaması gereken husus, plaj faaliyetlerinin salon hentboluna zararının olmamasıdır. Plaj dünya şampiyonasına katılan bay bayan sporcularımızın hemen hepsi süper lig takımlarında oynadıklarından lige neredeyse bir ay ara verildi. Ocak ayında eleme maçları da başlayacak. Bir ay yine ara verilecek. Antrenörlük yapan arkadaşlar bu sıkıntılı durum hakkında bana hak vereceklerdir.Dünya hentboluna baktığımızda salon hentbol oyuncuları ve plaj oyuncularının ayrıldığını ya da salon milli takımlarında oynayanlarla plajda oynayanların ayrı oyuncular olduğunu görmekteyiz. En son örneği Brezilya da plaj dünya şampiyonası tarihiyle aynı tarihte organize edilen, Danimarka’daki dünya kupasını verebiliriz. Aynı ülkeler hem plaj da hem de dünya kupasında yer aldılar.Kişisel görüşüm, plaj ve salonun birbirinden ayrılması, farklı komitelerin birbirlerinin faaliyetlerine dikkat ederek koordineli olarak çalışması, plaj hentbolunda ihtisaslaşması ve özellikle yaz aylarında ülke satında yapılacak organizasyonlarla hentbolun tanıtımının sağlanması hedeflenmelidir.Dünya şampiyonasında ikincilik elde eden arkadaşlarımı, teknik heyeti ve emeği geçen tüm dostlarımı tekrar kutluyorum.
Hentbol dolu günler dilerim..
Esen kalın..
Yrd. Dç.Dr.Serdar ELER
Kaynak. sporyolu
SEÇİM - 2
Önümüzde ki hentbol federasyonu seçimlerinde, seçim kelimesine aykırı bir düzenleme ile karşı karşıyayız.
Ana statüyü hazırlayan federasyon, adaylık başvuru şartlarında olmayan ve kimsenin okumayacağı zannedilen aralara eklenen bir cümle ile delege olmayan birinin aday da olamayacağını belirtmiş.
Aslında sevinç duyacağımız sonuçlar da çıkarabiliriz bu durumdan. Hentbolümüz geri kaldı edebiyatını da artık seslendirmemek gerekir, neden mi? Gayet basit. TBMM’ ne seçilecek ve tüm ülkeyi temsil edebilecek milletvekilliğinde bile herkese eşit şartlar sunulmasına rağmen, hentbol federasyonunun daha üst bir kurum olduğunu, herkesin aday olamayacağını da öğrenmiş olduk.
Yıllarını bu branşa vakfetmiş, gerek sporcu, gerek idareci her ne sıfatla olursa olsun hentbolün içinde yer alan bir kişi herhangi bir kulübe üye değilse, aday olamıyor ama bir çok branşı bünyesinde barındıran ve tüm seçimlerde oy kullanma hakkı olan bir kulübün hentbol la alakası olmayan bir üyesi isterse başkan adayı olabiliyor.
Sevgili Tayfun hoca sitesinde gayet güzel belirttiği gibi; ezici bir üstünlük!! ile sandıktan çıkacak bir adayın karşısına çıkacak adaydan ne gibi bir rahatsızlığı olabilir. Amaç sadece seçimi ama ne pahasına olursa olsun kazanmaksa başka…
Seçimlerde demokrat adayların yarışacağını internet ve gazete aracılıkları ile okumuşsunuzdur. Genel açıdan baktığınızda ana statüyü hazırlayan ve şu anda yürütmenin başında olan aday hakkında da pek demokratmış diye bilir misiniz.?
Geçen yazımda belirttiğim gibi, seçim ortamlarında hep keyif almışımdır, yalnız sportif anlamı olan seçimleri kastetmiştim. Siyasi parti seçimleri değil ki bu, herkesin ve her kesimden insanın ortak paydası olan hentbol ve onun seçimleri. Eninde sonunda, hentbole yön verebilecek, yeni ufuklar açabilecek, ikilikleri ortadan kaldırabilecek, spor camiasında hak ettiğimiz gibi temsil edebilecek başarılı ve tüm camianın teveccühünü alan bir federasyonu istememiz herhalde hentbol camiasının en tabii hakkıdır.
İster hazmedersiniz, ister etmezsiniz sizi destekleyen kadar desteklemeyen bir camia da olacaktır. Bunun kararını genel kurulda eşit şartlar altında seçime giren adaylardan birini seçecek delegelere bırakmak gerekir.
Hentbolde her şeyin açık, demokratik, şüphe uyandırmadan, camiaya yakışır, hak edenler ve tercih edilenler tarafından yönetilmesini dilediğim bir yazımdan dolayı ceza heyetine sevk edilmiştim… İçinde bulunduğumuz mevcut durumda düzeltilme olmadığı taktirde, bu durumu kamuoyunun yorumuna bırakmamda da bir sakınca yoktur zannediyorum..
Hentbol dolu günler dilerim..
Esen kalın..
Not: sporyolu
TOSUN PAŞA
Aloo....haşmetmahap hazretleri.
- Evet, kimsin?
- Benim, sadık kulunuz tosun paşa.
- Söyle bakalım verdiğim görevi yerine getirebildin mi?
- Harfi harfine, seferoğullarının yemeğine katılıp, siz tellioğullarına ihanet edenlerin tekmil-i listesi elimde devletlum.
-Güzel, şu deyyuslar kimlermiş, anlat bakalım neler yenmiş, neler konuşulmuş ver bakalım jurnali bir güzel.
-Devletlum, Ahmet Mehmet'in yanında oturdu, Recep Ferit'e kartını verdi, Ramazan Dursunla yemekten ayrıldı..fıs fıs fıs.
-Afferim tosunum beni yanıltmadın..Verdiğim görevlerde başarılı jurnallerini bekliyorum..
-Tosun devletlu büyüğüme kurban olsun.
-Aloo..
-Buyurun.
-Ben tellioğullarının reisiyim, sen seferoğullarının yemeğine benden izinsiz katılmışsın, yani artık o taraftasın
-Kimin yemeğine katılacağımı bu yaşta size mi soracağım?
-Kesinlikle! Seni aşağıda ki bahçeye ben aldırdım. Senin orda ki eyalet valini tanıyorum, Sana bundan sonra olacaklara karışmam.. Ayağını denk al.
-Vayy
* * * *
Tosun paşa gibi ortam yalakaları, el etek öpücüleri olduğu gibi, kara murat gibi karakterli, cesur, gözünü budaktan esirgemeyen o kadar çok hentbol emekçisi var ki, tosunları besleyenler bile hayretler içinde kalır..
Bu haftalık böyle geçti içimden affınıza sığınıyorum.
Hentbol dolu günler dilerim..
Esen kalın..
İzmir'i Özlemişim!
Bu hafta sonu İzmir deplasmanındaydık. Oldum olası İzmir deplasmanları, milli takım kampları bana keyif vermiştir.Bu hafta İzmir'e gidince, beraber olduğum, hentbolun geçmişi, şu anı ve geleceği hakkında sohbet imkânı bulduğum tüm arkadaşlarla oldukça keyifli saatler geçirdim.Her zaman bir hentbol şehri olmuştur İzmir. Her şeyden önce Celal Atik Spor Salonu'na kavuşmaktan dolayı hentbolcü olarak çok mutlu oldum.Hentbol oyunculuk kariyerimde, bu salonda oynadığım iki Rusya maçından başka ulusal ve uluslar arası hiçbir müsabakada mağlup olmadık. Benim için hep keyifli ve uğurlu bir salon olmuştur.
Celal Atik'in yeniden hentbolün hizmetine verilmesi maçlarda görmeye alıştığımız bir çok arkadaşımın yeniden salona gelmesine vesile oldu.Yıllardır görmediğim hentbolcü dostlarımla tekrar görüşme imkânı sağladı.
Yıllar boyunca İzmir'deki, özellikle alt yapılarda çalışan birbirinden değerli antrenör ağabeylerimiz liglerdeki kulüplerin hentbolcü ihtiyacını sağlamışlardır.Ayrıca belirtmek gerekir ki, hentbol camiasının en değerli uluslar arası hakemlerinin de yetiştiği bir hentbol şehridir güzel İzmir.
Müsabaka öncesi ve sonrası sohbet ettiğim kişilerin hepsinin hentbolla ilgilenmesi ve bu sayının önemsenecek sayıda olması İzmir'in hentboldeki yerinin ne denli önemli olduğunu hatırlattı bana.Son yıllarda yeniden alt yapılarda ve okullarda hentbola ivme verildiğini, bu sohbetlerde öğrendim. Ümit ederim İzmir yeniden hentbolcü fabrikası durumuna gelecek ve hentbollün kalbi olmaya devam edecektir.2007 yılında yapılacak Yıldız Bayanlar Avrupa Şampiyonası'na da ev sahipliği yapacak olan İzmir, hentbola bu kadar gönül vermiş hentbolcülerle
çok rahat bir şekilde bu görevinde altından yüzünün akıyla kalkacaktır.Gerçekten İzmir'i, tüm dostları ve salonu çok özlemişim.Hentbol dolu günler dilerim.Esen kalın..
ALTYAPI
Hentbol federasyonunun kuruluşundan bu yana 30. yıl geçti. Geriye doğru baktığımızda hentbol branşının 1976-1983,1990-1996 yılları arasında gösterdiği çıkışı maalesef daha yakalayamadığımızı görmekteyiz. Ankara da yapılan okullar arası hentbol maçlarına katılan takım sayısı 50-60 iken şimdi bu sayı 14-15 takıma kadar gerilemiş durumda. Hatırlarım, ben lisede okurken, liseler arası Türkiye şampiyonasının oynanacağı hafta birinci lig deki tüm hentbol maçlar ertelenmişti.
Hentbolumuzun, alt yapılardan başlamak üzere yeniden yapılanmaya ihtiyacı olduğu gün gibi aşikâr. Okul, aile ve kulüp işbirliği bence yeniden ele alınmalı, öz kaynağa yani okullara dönülmesi kesinlikle önemsenmelidir.
Bunun için öncelikle milli eğitim ve federasyon işbirliği içinde beden eğitimi ve sınıf öğretmenlerine yönelik hentbol antrenör kurslarının açılması gerekmektedir.
Hentbol branşının bir avantajı bu eğitimi verebilecek yeterli sayıda üniversite öğretim üyesi ve üst düzey antrenörlere sahip olmasıdır. İyi organize edilmiş bilimsel metotlardan da yararlanılarak hazırlanacak antrenörlük kursları, hentbolu yeniden canlandırmak için temel oluşturacak öğretmenleri hentbolun içine çekecektir. Alt yapılarda hentbolcu kazanmak diğer salon sporlarından daha erken yaşlarda başarılabilir.
Çocukların doğasında olan koşma, atma, fırlatma, sıçrama, yön değiştirme, tutma ve birlikte oynama hentbol branşının temellerini oluşturmaktadır. Alt yapıda düzenlenecek turnuvaların yarışma havasından uzak, çocukların her şeyden önce eğlenmesine ve hentbolun temel hareketlerini öğrenmesine yönelik olmasına özen gösterilmeli, bu konu başta alt yapı antrenörlerine ve ailelere empoze edilmelidir.
Hatta 8-11 yaşları arasında cinsiyet ayrımı yapılmamalı, eğitsel oyunlar aracılığıyla eğitim amaçlı temel çalışmalar yapılmalıdır. Bu çeşit planlamalar federasyonun eğitim kurulu tarafından ülkemizin ergonomik yapısı da göz önünde tutularak düzenlenmeli ve tüm alt yapı hocalarına çeşitli dönemlerde yapılacak teorik - uygulamalı seminerler aracılığıyla aktarılmalıdır.
Hentbolun ilk yıllarında bu anlamda yapılan seminer ve kurslarda her çalışmadan sonra tüm katılımcılar,hentbolu çok seviyoruz,diye hep birlikte bağırırlarmış.Tekrar tek yürek,tek ses ve tüm hentbol gönüllülerine yakışır büyük bir camia olmak dileklerimle.Gerçekten HENTBOLU ÇOK SEVİYORUZ.Esen kalın.
Serdar ELER
kaynak.Sporyolu
Köyceğiz'de hentbol oynatmam arkadaş
Köyceğiz, tarihte Kaunos harabeleriyle birlikte anılmış, günümüzde Caretta Carettaları ile ünlenmiş, doğal güzelliklerin içinde kendine has gölü ve hiç bozulmamış yapısıyla Muğla ilimizin şirin bir ilçesidir.
1998 yılında zamanın belediye başkanı Orhan Koroğlu ve hentbol gönüllüsü Şahin Sağıroğlu'nun davetiyle köyceğizimizde ilk defa belediye ve üniversite sporlarının işbirliğiyle üniversitelerarası plaj hentbolu şampiyonasını organize etmiştik.
Bu yıl aralıksız olarak tam 9.sunu başarıyla bitirmiş olduğumuz şampiyonamız, öncelikle üniversite gençliğini sezon sonunda birbiriyle kaynaştıran, Köyceğiz halkı ve hentbol camiasını buluşturan bir şampiyona özelliği taşımaktadır
Aslında hentbol şampiyonası olmakla birlikte hiçbir zaman hentbol federasyonlarına sempatik gelmedi Köyceğiz. Geçmişte şu veya bu sebeple hep engellenmek istendi zavallı Köyceğiz plaj hentbolu.
Benim tam anlayamadığım her sene salonlarda Üniversite Federasyonu Türkiye şampiyonaları düzenliyor problem olmuyor da, aynı federasyon plajda yapınca neden sıkıntı doğuyor? Üniversite sporlarında hentbol branşının teknik komite başkanıyım. Köyceğizde de organizasyon komitesi başkanıyım.. Her iki organizasyon ister kabul edin ister etmeyin, özerk bir federasyon olan ÜSF'in organizasyonudur. Hentbol federasyonunun izin vermek ya da vermemek gibi bir işlevi olamaz. Ayrıca, katılan takımlar üniversite takımları ya da açık turnuva olduğu için federe olmayan ve yaşları tutan üniversite öğrencilerinden oluşan takımlardır.
Başka bir federasyon ve Köyceğiz'in değerli Belediye Başkanı Salih Erbay, tüm iyi niyetleri ve imkanlarıyla hentbol camiasına hizmet ediyor, ama birileri,Ben bu turnuvayı seneye yaptırmam arkadaş diyor..
Çok cüzi masraflarla Türkiye'nin dört bir yanından Köyceğize gelen, bir hafta boyunca eğlenen hentbol oynayan ve birbiriyle kaynaşan hentbol gençliğinin, bazı odakları neden bu kadar rahatsız ettiği merak konusudur.
Sponsorların tüm ihtiyaçları karşıladığı (yeme, içme, malzeme), parasal anlamda ÜSF'ye kesinlikle yük olmayan, tarafımca yazılan ve bilimsel bir toplantıda da makale olarak sunulan örnek bir sponsorluk uygulaması olan Köyceğiz plaj şampiyonası, hangi sebeple seneye yaptırılmamak istenmektedir? Bu organizasyonun hentbola bir tek zararını kanıtlasınlar, bir daha elimi sürersem namerdim.
Yeri gelmişken bir konuya daha değinmek isterim. Sizlerle fikirlerimi paylaştığım bu yazılar tamamen kendi görüşlerimi içermektedir. Bu yazılardan alınan, olumsuzluk hisseden, kendini hakarete uğramış zanneden, her kim olursa olsun lütfen ama lütfen benimle kontakt kursun. Rahatsızlıklarını bana aktarsın, gerçekten yüz yüze aktarabilecek medeni cesarette olanlar varsa.Yoksa beni yazılarımdan dolayı, anneme, mahallenin muhtarına, kulüp başkanına, Cebeci Salonu'ndaki görevliye, börekçi Kadir'e, ortaokuldaki müdürüme, Köyceğizde ki yoğurtlamacıya şikâyet etmek biraz ayıp oluyor! En azından yetişkin insanlarda olması gereken belli bir kaliteyi tutturmak gerekir diye düşünüyorum.
Değerli hentbol ailesi, histeri nöbeti gerçekten insanları doğru muhakemeden uzaklaştırır. Tarihe baktığımızda toplum tarafından kabul edilen kurumları veya kişileri hedef alıp, onlara düşmanca tavır sergileyenler, engellemek ve ortadan kaldırmak isteyenler, bakmışsınız ki, tarihte tozlu birer sayfa olmuşlar. Unutmayınız ki, tarih tekerrürden ibarettir... Hentbol dolu günler dilerim.. Esen kalın..
|
|